fPIC...
8.3.10

Sanki uzun zaman oldu blog girdisi yapmayalı diyerek bir giriş yapmış bulunayım :) Bir süredir Necdet Yücel tarafından sıkça "Blog yazın...." çağrılarına cevap vermek istedim.


Girdi konusu olarak da bir süre önce Gökmen Görgen ile konuştuğumuz bir konu olan fPIC olmasını tercih ettim. Neden olduğunu ise not olarak koyacağım. Konuyu daha çok dağıtmadan bi giriş yapayım konuya,


Nereden geldi bu fPIC?


fPIC ile karşılaşmam ilk olarak 64bit için paketleri hazır hale getirirken karşılaştım. Derleme sırasında aldığım hata ise;
"relocation R_X86_64_32 against `a local symbol' can not be used
when making a shared object; recompile with -fPIC .libs/assert.o: could not
read symbols: Bad value"


Oradaki 32'yi görünce kıllanıyor tabi insan. Güzelce derle şunu diyesi geliyor insanın, yoksa hata GCC de mi diye düşünebiliyor insan ;) Peki ufak bir araştırmadan sonra sorunu gördük ki paylaşımlı kütüphaneler için oluşturulan nesnelerin düzgün şekilde linklenebilmesi için -fPIC parametresi ile derlenmesi gerekiyormuş. Tabi ki sorunun çözülmüş oldu.


Kendisi bi gcc bayrağıdır. "Position-Independent Code"un kısaltılmasıdır. Türkçe'ye çevirdiğimizde konum bağımsız kod oluyor herhalde :) PIC, çıkan ikilik dosyanın belirli bir taban adresine yüklenmesini beklemez, bellekteki herhangi bir yerde mutlu olmayı bilir anlamına geliyor ;)
Kendisi i686 mimarisinde kullanıldığında bir fark oluşturmadığı söyleniyor. Bilemiyorum nedir, ne değildir. Ancak x86_64 mimarisi için daha yavaş çalıştığına dair rivayetler dolaşıyor. Alpha, SPARC64 ve iirc HP-PA mimarileri içinde gerekli olduğundan bahsi geçiyor.


Daha ayrıntılı bakmak isteyenler için :

http://www.technovelty.org/code/c/amd64-pic.html
http://en.wikipedia.org/wiki/Position-independent_code
http://www.gentoo.org/proj/en/base/amd64/howtos/index.xml?part=1&chap=3
http://www.redhat.com/archives/fedora-maintainers/2005-August/msg00094.html


Not: Herhangi bir yerde hata görürseniz bildirmekten çekinmeyin. Herkes herşeyi bilemez sonuçta ;)

1 şubat
1.2.10

Uzun çalışmamız ürünü olan pardus kurumsal 2 64 bit pardus alfa sürümü çıktı. Uzun günler boyunca çalıştık, sorun çözdük hep beraber(Pardus ekibine yardımları için çok teşekkür ederiz) ve ilk kurulan cd'miz artık hazır. Tabi ki içerisinde hatalar olabilir sonuçta alfa sürümü ;) Hataları bildirmekten çekinmeyiniz, yardım etmekten ise hiç çekinmenize gerek yok tabi ki.


Bu sürüm'ü kuracak ve kullanacak olan tüm arkadaşlara sesleniyorum, güle güle kullanın. Çalışmaya devam edeceğiz yakından takip ediniz;)


ps: bir iki link vermeden bu yazıyı sonlandırmak gereksiz olacağı için,


Şurada ilk alfa sürümümüz : http://members.comu.edu.tr/nyucel/Pardus-C2-x86_64-alfa.iso
Burada da depomuz : http://x86-64.comu.edu.tr/pisi-index.xml.bz2
Bu da sha1sum'ı tabiki : http://members.comu.edu.tr/nyucel/Pardus-C2-x86_64-alfa.iso.SHA1SUM

formspring.me
18.1.10

openldap hakkında bir seyler yazabilir misiniz? Okuyup ogrenmeye calısıyorum. Umarım hayata gecırecegım.

Hmm ne yazayım bilemedim. Çok güzel bir şeydir. Kimlik kanıtlama konusunda gerçekten çok işe yarar bir araçtır. Bir uygulamanın ldap üzerinden kimlik kanıtlama yapabilmesi gerçekten önemli bir olay olduğunu düşünüyorum. Daha ayrıntılı şeyler yazabilmem için daha spesifik sorular olması gerekiyor...

Ask me anything

BuildFarm
14.1.10

Build farm hakkında bir ufak çaplı bir yazmıştım ancak kaza sonucu yok olunca kısa ve öz bir şekilde build farmdan bahsetmeyi daha doğru buldum.


Buildfarm bizim elimizle yaptığımız paket derlemeyi otomatikleştirmeye yarayan bir buluş diye adlandırabiliriz. Kendisini doğru yapılandırınca, verilen xml'lerin paketlerini yapıyor, svn'de paketlerde bir değişiklik oluştuğunda haberdar olup onların paketlerini yapıyor, şu paketleri yapmaya başlıyorum, şu paketleri bitirdim ve şu paketlerde sorunlar yaşadım diye mail atıyor. Yapamadığı paketleri de bekletiyor...

Muzik hakkında...
14.1.10

Bu zaman dilimi çoğu üniversitede olduğu gibi bir final haftası yaşanıyor. Pek çok öğrenci gibi bu final haftası benimde hayatla olan bağımı koparmaya yeterli oluyor. Ve can sıkıcı final haftası sırasında ders başındayken en ufak şey dikkatini dağıtabilme oranı yüksek olur(En azından benim öyle). Benim en çok da paylaşılan videolar dikkatimi dağıtıyor. Ancak daha önce ismini duymadığım güzel gruplar buluyorum bu sıkıntı anında. Bunlardan birisinden bahsetmek istiyorum. Kendilerine "Kaçak" ismi vermiş bir grup. İsyankar bir müzik tarzı ile beni etkilediler(artık bunalım müziklerden sıkıldım galiba...).


Şu video klipleri ile kendilerine büyük bir sevgi beslediğimi belirtmek isterim.


İlk izlediğimde vay be dedim. Arada böyle olup sağı solu dağıtmak istemek bizimde hakkımız olduğunu hissettiriyor... Hayatının akışını bir kaç dakikalık şarkının değiştirebilmesi de ayrı bir konudur. Bunun sebebi değişkenliği artmış ruh halimizden mi yoksa müziğin kalitesinden mi kaynaklandığını düşünmeden edemiyorum. Sonuçta kendi kararlarımızı düzgün verebileceğimizi, düşüncemizi hiçbir şeyden etkilemeden verdiğimizi düşünüyoruz. Ancak bir kaç dakikalık müzik, bir resim, uzaktan gördüğümüz bir tanıdık bile bu kadar çabuk değiştirebiliyorken nasıl gerçek kararlar verebiliriz ki?...


Not: kadir has üniversitesinde çekilen pump-it gerçekten insanı kendinden geçiriyor. Yapımda emeği geçen herkesi kutluyorum...

Dayanılmaz sona yaklaşırken...
2.1.10

Başlıktan pek bir şey anlaşılmasa da son gelişmeler hakkında ekipteki herkes bir şeyler yazdı.[0][1][2] Bu konu hakkında bir iki satır karalama ihtiyacı hissettim bende.


Uzun bir süredir sıkı çalıştığımızı bilmeyen kalmadı herhalde ancak meyvelerini toplamaya başladık. İlk meyve olarak chroot olduğumuz zaman aldık(Ekip dışında bulunanları pek az tat veren ilk meyveydi. Ekip içinde ise ufak bir kutlama havası esmişti). Daha sonra pisi'yi ayağa kaldırdığımızda aldığımız meyve çok tatlıydı(özellikle pisinin yapması gereken her şeyi ellerimizle yapan bizler için. Ekip dışına da tat veren bir meyveydi bu). Daha sonra boot edebilmemiz, şimdi bir masa üstü ortamımız var (en çok sevinen de herhalde links ile pek haşır neşir olan metin oldu diye biliyorum.) Şimdi ise kurulan bir cd için çabalıyoruz. Onu yaptığımızda öncekiler gibi yine çok çalışmanın bir meyvesi ancak hem ekibe hemde Pardus'a gönül verenlere de tat vereceğini düşünüyorum. Bu meyveyi paylaşmaya açığız... Çünkü paylaştıkça artar diye düşünüyoruz.


ps: Daha teknik konularda yazıları [3] wiki sayfamızda bulabilirsiniz...


[0] http://m-akdere.blogspot.com/2009/12/ve-pardus64-uzerinde-masaustu-ortam.html
[1] http://nyucel.blogspot.com/2009/12/64-bit-kurulan-cd-icin-eksik-paket.html
[2] http://meltemparmaksiz.blogspot.com/2010/01/kurulan-cdye-bir-adm-kala.html
[3] http://tr.pardus-wiki.org/Pardus%27un_X86_64-64_Mimarisine_Port_Edilmesi

Hayat?
24.12.09

Uzun bir süredir sadece yaşamaya devam ettiğimi fark ettim birden. Eee başka ne yapacaktın ki diyenler olabilir... Ancak hayat sadece nefes almak(vermek), yemek yemek, okula gidip gelmek olmadığını düşünüyorum. Biraz müzik dinlemek(anlamlı şekilde, tabiri caiz ise hissederek...), eğlenmek, düşünmek, düşünce yürütmek, problem çözmek, kitap okumak vs...


Hayatta olduğunu fark etmek ve az da olsa bir farklılık yaratmak gereği hissediyorum son zamanlarda... Yoksa bu tembelliğin içerisinde boğulup gideceğim ve bu arzularımı kaybedeceğim.


En azından artık daha fazla hayat ile alakalı şeyler okumaya çalışıyorum. Bir kaç tane blog takip ediyorum mesleğim ile alakalı olmayan... Hayata bakış, insanlara bakış... Ancak hayatta sadece okul yada iş olmadığını ve insanın düşünen ve devamlı düşünmeyi isteyen bir varlık olduğu düşünüyorum....


Takip ettiğim bloglar:
http://herbokubilenadam.blogspot.com/
http://sokratesya.blogspot.com/