July | 2010 | {Yaratıcı Bir Başlık}

Monthly Archives: July 2010

>Güne düşen yapraklar

>Şairlerin heykelleri bize bakarken,

Biz düşüyoruz dalımızdan,
Utanmıyoruz bile önlerinden düşerken,
Ve düşünmemekten,
Anıları düşünüp kayboluyoruz geçmişte,
Ya da kaybediyoruz kendimizi yarında,
Düşünmeden yaşıyoruz utanmadan,
Üzücü bir şey sanki sabahları,
Ve kuşlar görüyor halimizi,
Cıvıldamıyorlar etrafımızda etrafımızda artık,
Neşe ile selamlamak gerekirken ustaları,
Üzülüyorlar arkasından gelen bizlere,
Düşünmeden düşerken dalımızdan toprağa…

>Bir Şeyler Yazmak – 2

>

Yarım kalmışlıkların gölgesinde çürüdüğünü düşündüğün anda atla bi vapura,
düşünmeden nereye neden diye,
Bitirmeyi düşünmeden,
İskeleden ayrılmaya hazırlanırken zıpla vapura,
dertlerini üzerinden düşür orada,
Neden bırakamayasın ki dertlerini kıyıda
koca koca demir yığınları batmadan duruyor ya suda,
herşey mümkün demek ki,
hele hele martılar,
martıymışsın gibi dibinden uçuyorlar ya seninle,
derdin yokmuş gibi süzülüyormuşsun gibi onlarla,
neden bırakamayacakmışsın seni sen olmaktan alıkoyanları?
Diye düşünmüştüm. Ama bugün;
Ruhun ağır gelir bedenine uyanırken,
Ruhun karışmak isterken toprağa,
Sen onu yine ızdırap dolu bedenine gömer ve çekersin hayatı,
Oysa yatsam kahverengi toprağa,
Baksam mavi gökyüzüne,
Düşünsem yeşillenen hayatı,
Bulutlansa hava yavaşça sen düşündükçe yeşili,
Yavaştan ıslansan,
Yavaşça çürüsen kahverenginin kollarında,
Yavaşça yeşillense kahverengi seninle,
Sessizce huzur dolsa içine,
Sen kahverengiyi düşünmek yerine yeşili yaşasan,
Ruhunla yeşeren bir kahverengi ile huzur dolsan..
Ve sende yeşersen sabahları yeşil ile…
Ruhun paylaştıkça seni daha bi yaşıyor, daha bi varmışsın gibi hissetse..