December | 2015 | {Yaratıcı Bir Başlık}

Monthly Archives: December 2015

Fotoğraftaki ayaklarımız

Bir anı çektiğimizde gördüğümüz anı yakalamaya çabalarız. Ancak bir süre geçtikten sonra o fotoğraf ile aramızdaki bağ kopar. Fotoğrafla direk bizim bağımızın olmadığı, bizi çağrıştıran hiçbir şeyin olmaması bizi soyutlar(Fotoğraf çekerken ortamdan soyutlanıp sadece anı yakalama fikri/düşüncesi pek hoşuma gider benim halbuki(böylece çekilen anı etkilemeden gerçeği yakalayabilirim)). Ancak Kendimizi göze batmadan nasıl bir fotoğrafın içine koyabiliriz(göze batan/selfie-özçekim). Ancak ayaklarımız sanki şans eseri oradaymış gibi ayarlanması, kadrajı ayarlayamamışım numarası ile fotoğraflara bir bağlantı koymak artık çok normalleşti. Bu fotoğrafın ayakları var artık, onlar benim fotoğrafçının ayakları. Ben(fotoğrafı çeken şahıs) sadece bir araç değilim. Orada ana ögenin bir parçasıyım. Burada sanırım egomuz işin içine karışıyor. Ayaklarımız/ayakkabılarımız ile fotoğrafı şahıslaştırmak, bize ait kılmaktır.

“Kaldı ki fotoğrafı neden çekiyoruz?” ana sorusu geliyor akla. 5n1k sorular takımı kafamızda dolanmasa da bilinçaltımız bu soruları cevaplarını için türlü oyunlar peşinde.

 

Tabak tıkırtısı

IMG_3945

İçerden gelecek tabak tıkırtısı aslında seni uykudan uyandıran bir gürültü olmamaktadır. Bir aile olduğunu birilerinin yaşadığını, hatta birilerinin seni kahvaltıya çağırmak üzere olduğunu belli eder. Zamanında(Ben gençkene) bazen neden beni rahat bırakmıyorlar da uyuyayım diye hayıflanırken şimdilerde bu sıcak çay dumanı ile dolu mutfağı, hafif sigara dumanını, telaşla hazırlanan kahvaltı sofrasını, acaba onu ne zaman uyandırsak sorusu ile dolu kafaları özlemekteyim. Özlem bir kişiye, bir mekana ait değildir varsamımca. Bir ana olan özlemdir. O anı tekrarları içinde yaşayabilme isteği özlem duygusunu tetikliyor. Çayın dumanı, tabakların masaya konurken çıkardığı takırtı, sabah konuşmalarının geldiğini duyup anlamadığın sabahlar. Bir yere ait olma arzusu ile çelişen gitme isteği. Gittiğin yere kendini götürmen. Değişmen, özlemen ve eskiye geri dönme arzusu. Neden bu kadar karmaşıklaştırıyoruz ki. “Özledim Ulennnn” demek neden bu kadar zor gelir ki insana. Neyi özlediğimiz farkına mı varmıyoruz yoksa gün içinde.

İşte bir kaşığı çay kavanozuna daldırıp çaydanlığa dökmeden koyma güzelliğini, telaşını özledim.

IMG_3924

Edit:

No need to title

Sometimes you need walk away in the night. To lose your identity, to lose your mind. Be perfect, be nothing