April | 2009 | {Yaratıcı Bir Başlık}

Monthly Archives: April 2009

>kopete msn bağlanma sorunu

>

Pek açık olmadığımın farkındayım:) kde 4.2 ile beraber gelen kopete 0.70.2 sürümünde msn hesabında bağlantı sorunu ile karşılaştım. Konsoldan çalıştırdığımda aldığım hata ise
/usr/kde/4/lib/kde4/kopete_wlm.so: undefined symbol: _ZN3MSN28NotificationServerConnection15setFriendlyNameESsb di.Azıcık bir araştırma ile yeni libmsn sürümü ile sorun aşıldığı belirtilmiş hemen indirdim kurdum sorun çözüldü:) geçmiş olsun.

>Eski alışkanlıklardan yenilerine geçmek…

>

   Uzun bir süredir kde 3.5 i kullanıyorum. kde’nin saz arkadaşlarını da sevdim bunca zaman geçerken. Amarok olsun, kmail olsun neredeyse k ile başlayan çogu şeye bir ilgi ile yaklaştım 🙂 Özellikle knazar. Yakın tarihde pardus 2009 çıkması planlanıyor ve tamamiyle kde 4 ile çıkacak. ( Gerçi ilk pisi paketleri yapıldığında kurmuş denemiştim. O zamandan beri ara ara kurup kaldırıyordum bilgisayarımdan kde4’ü güzel bir masaüstü ortamı ) Ancak uzun süredir kullandığım kmail’in kde4 ile gelenine postaları aktarmak biraz uzun sürüyor 😛 ve tam emin olamıyorum acaba şunlar geldi mi ? gibisine. Ancak yolumuz kde4 ise bunları aşmam gerekecek. Birde amarok 2 var ki akıllara ziyan bir güzellikte ancak creative zen v müzik çalarımı bir türlü bağlantı kurduramadım. İnşallah bunu da beceririm yada amarok geliştiricileri bir güzellik yaparlar:) not: amarok 1.4 de rahatlıkla kullanabiliyordum. seviyordum. Bakalım hayırlısı diyelim…

>Neyle uğraşırım, nelerle ugraşmam

>

Bir süredir ilk öğrendiğim programlama dili olan python üzerinde proje geliştiriyorum. ( böyle söyleyince fiyakalı oldu galiba 🙂 Python’u mod_python ( apache modülü ile ) dinamik web sayfası hazırlayabiliyorsunuz. Genel olarak kullanılan dijango gibi bir framework değil yada ben daha fark edemedim… tabiki yazın üzerinde çalıştığım ldap sunucusunu da ( openldap ) basit bir arayüz yazdım. Phpldapadmin gibi arayüzler vardı biliyorum ancak bir dili en iyi öğrenme yöntemi herzaman kod geliştirmektir diyorum. Bir ara bahsetmiş olmam lazım bu programdan pyldapadmin isminde birşey. Düzgün olarak yapmaya çalıştığım ilk proje olduğu için freshmeat de yayınladım. ( Necdet YUCEL’in yoğun baskısınında etken olduğunu söyleyebilirim. ) Şimdilik ilk projem olma niteliği olduğu için çok severek yaptım. ( Aldığım hatalardan kendimi berbat hissetmediğim sürece tabiki ) Hala severek geliştiriyorum. Kendisine ayrı bir girdi olarak yazacağım zaten. ( özellikleri, neler yapabilir neler yapamaz gibi ).

Uzun bir süredir pardus kullanıyorum şimdi kde4.2.2 ye geçtim gayet güzel bence 🙂 tabiki şenliklerdeki kde4 ve pardus 2009 seminerlerinin etkisi oldu galiba. Ancak hala kde 3.5 üzerinde gelen kmail’i kullanıyorum. Birazcık mail biriktiği için geçiş uzun sıkıntılı oluyor benim için. Bunun da bir çağresine bakacağım inşallah.

>silip herşeye yeniden başlamak

>

 Bu blog sayfasını açtıktan sonra pek birşey yazmadığımı, uğraştığım konular hakkında bilgi vermediğimi fark ettim. Genel olarak en iyi yapılanı yapıp yeni bir başlangıç ile bunu kırmayı düşünüyorum. İlk olarak kendimi tanıtayım.

Bendeniz Çanakkale on sekiz mart üniversitesi bilgisayar mühendisliği bölümü 3. sınıf öğrencisiyim. Bilgisayarı evvelden beri çok sevmişimdir. ( yaklaşık olarak orta okulda eve bilgisayar alınınca başlamıştı bu sevdam 🙂 İlk senemde okulumuzda yapılan pardus semineri sonrası vayy beee adamlar ne güzel yapmış dedim. Zaten Necdet YUCEL sayesinde tanıyabildim linux camiyasını. Bu hevesle pardus 1.1 sürümü olması gerekiyor windows makinama kurmak istemiştim. Ancak daha tecrübesiz olduğum için sanal makinada yetindim bir süre. ( Yada çalışan cd’ler ile 800×600 çözünürlüğünde açılan bilgisayarımda birşeyler kurcalamaya çalıştım. ) Linux/Pardus maceram böyle başlamıştı. ( Tabiki python da öğreniyorduk yavaştan 🙂 Biraz cesaret edip bilgisayarımın harddiskini böldüm. ( Dizüstü bilgisayarımın windows kısmını harddisk’ten recovery olacak şekilde gönderdikleri için biraz korkuyordum 🙂 Açılan yere pardus kurdum, Ancak bilgisayar açılmadı:P ( tamamen tecrübesizlik tabiki ) harddiski mantıksal olarak bir parça ayırdığımdan dolayı sorun çıkıyormuş. Şu anda hatırlayamıyorum birlerinden yardım alarak düzgün bir şekilde pardusu kurdum. Sonunda benim de bilgisayarımda ayarları kaybolmayacak, istediğimi deneyebileceğim bir pardusum olmuştu. ( tabiki de 800×600 çözünürlükte. Ati ekran kartı yüzünden : ) Sonra forumlar gezerken, pardus mail listelerine bakarken kendimi bu dünyanın içinde bulmak güzel bir his uyandırdığını fakat daha hiçbirşeyi tam bilmediğim için sorunlarla başa çıkması ölümcül olmaktaydı benimle. ( Gerçi hala öyle olabiliyor. Kimse herşeyi bilemez 🙂 Derken pardusu kaldırdım aldığım bilgisayar dergilerinden ubuntu kurmaya çalıştım ( gnome hiç hoşuma gitmedi için kurmadım. kde rocks) , fedora kurdum ancak paket yöneticisinden birşeyi kaldırınca bir daha düzgün açamadım 🙂 ( cahillik işte :). Debian kurdum 4 dvd kurulum görünce gözlerim pörtledi bile diyebilirim:) ancak herşeyi içinde olduğu için 4 dvd olduğunu öğrendiğimde vayyy demiştim. Ancak internetsiz bir ortamda deneme fırsatı olduğu için pek anlaşamadık.

Yine Debian / windows yüklüyken bilgisayarıma 2008 şubat ayında tatildeyken evimde arkadaşlarla bir fotograf paylaşımı için windows’u açtığımda aldığım eleştiriler ( sevgilerle bilge*) akşamı herşeyi yedekleyip tek işletim sistemi olarak pardusa geçtim. İyiki de böyle yapmışım. Çünkü insanların bir seçeneği olduğunda yapacakları işleri alışkın oldukları ortamlarda yapmaya meyillidir.
Ancak bu ortam kaldırıldığında yeni ortama gerçek adapte ve uyum gözlenebilir. ( yeni başlayanlar için diyorum. Çünkü her ortam sadece araç olacaktır bir süre sonra. Araç değil yapılacak şey önemli olmalıdır. Bence 🙂 o zamandan bu zamana pardusu bir kere kaldırmadım. Güncelledim sagolsun 2007 -> 2008 betiği sayesinde yeniden kurulumdan kurtuldum. (aslında ev dizinini ayrı olarak bir diske yerleştirseydim belki bu sorun olmazdı ama neyse geç kaldık azıcık. )

*: Bilge şöyle demişti :” O kadar Linux/Pardus diyorsun bize, kendin kullanmıyorsun ama”. haklı dedim. şimdilik bu kadar.