Category Archives: hayat - Page 2

>Bir Şeyler Yazmak

>Eskiden severdim kağıt ile kalemin uyumunu… Sanki ben yazmıyordum, kalem zevk alıyor, kıskanıyor, sinirleniyor ve kızıyordu sanki kağıda… Kelimeler akıyor gidiyordu. İşte bunu yapmayalı çok olduğunu fark ettim yine… Ancak elimde ne doğru düzgün bir kağıt kaldı(kalbin kadar temiz bir kağıt ;). Yine sanallık üzerinden bunları yazıyorum. Ama tam bir tatmin duygusu yaşayamıyorsun galiba… En azında ben bunu hissediyorum. Peki neden bunları yazıyorum? Derdim nedir yani. Bir süredir isyan ettiğim şeyin üzerinden geçildiğini fark ettim. Artık insanlar yeniden blog yazmaya başladılar. Bir kaç tanesini okuduğumda gaza gelmiştim. Bende yazayım fikirlerimi. Sonuçta bir etkileşim zincirinin bir parçası olmak istedim… Ancak işte okulu bitirme çabalamaları içerinde boğuldum.

Peki ya şimdi?
Şimdi daha rahatım. Huzurlu ve mutlu muyum? Pek değilim… Bugün kalan tek dersten kalacağımı öğrendim. Ancak kesin değildi… Kesin olsun daha sonra sövmeye başlarım diye düşünüyorum:)
Peki “bana bakın” durumunda ne bahsedebilirim?
Bir süredir ufak tefek blog yazıları hazırlamıştım. onları hazır edip bugünlerde yayınların diye düşünüyorum. Ama aksilik olur kızmayın hemen…
Okulu bitirmeye çabalıyordum. Galiba başarısız oldum. Bu konuda belki bi iMac gelebilir :p
Okulda öğretilen(en azından öyle iddaa edilen) şeylerin çok azını öğrendiğimizi gördüm. Pek çok şey unutuluyor. Tekrar edilmesi ya da adam gibi anlatan birileri tarafından sevilerek anlatılması gerekiyor… Bu konu hakkında bi büyük düşüncem vardı. Ama kandil’miş. O kadar da günaha girmeyelim dedim. 12 den sonra bişiler bakarım büyük ihtimal…
Bu aralar Redd ile Jehan Barbur dinliyorum. Sakinleşiyorum. Bir süredir uykusuz okuyorum. Bu kültürden nasıl yoksun kaldığımı anlamış değilim… Vaktinde dergi olarak Level okurdum. Sanki bu durumu hobi olarak sadece bilgisayarı seçmemden kaynaklanıyor. Bu işi severek yapmamın tek kaynağı bu hobi. Evi birazcık dağıttım tabi malum sınavlar falan… Temizliğe geçmem gerekiyor… En önemlisi yavaştan kendimi toparlamam gerekiyor… Hayatta ne kadar büyük saçmalıklar olsa da onlarla mücadele etmek gerekiyor…
Yakın zamanda yaptığım İstanbul ziyaretlerimde artık bir İstanbul sevdalısıyım. Vaktinde abartıldığını düşünürdüm. Ancak en güzel kural olan “Yaşa ve öğren” gerçekleşti.
Sonraki hayatımı burada geçireceğim için üzülüyorken artık seviniyorum… Tabi ki vakti geldiğinde yine ufak sinirlenmeler yaşayacağımı düşünüyorum.
Herkes gibi ufak bir İstanbul yazısı yazmayı düşünüyorum… Hayata dair, İstanbul’a dair… Birde güzel bi fotoğraf makinem olsaydı iyidi ama neyse. İşe başlayabilirsem onu da alacağım…
Hayatımda güzel olan şeyler de var ama onlar benim içimde gizli…

>Al beni yar götür…

>Götür gittiğin yere…

Burası daha bir saçma artık…
Kalmak istemiyorum burada…
Denizi görüp tuzun tadını alayım…
Mutlu olayım artık…
Dinlenebileyim artık…
Günlerin geçmesi için güzel günleri düşlemek yerine, o günlere gidelim…
Sabah olsun mutlu uyanayım…
Günün yükü çökmeden omuzlarıma, uyanayım güzelce…
Saçmalıklardan uzaklarda…
İnsanın olduğu her yerde saçmalık varsa insanlardan uzaklara gideyim…
Çünkü bitmek üzereyim… Parçalanıyorum yavaş yavaş… Toparlanmam gerekiyor…

>İsim şehir aşk…

>

Üst Not: Tahminimce 3 bölümden oluşacak bir girdi dizisinin ilkini okuyorsunuz.

İsim…

Hayata gelen insanların ilk önce sahip oldukları şeydir.
O kadar sahiplenir ki insanlar karakteri bu isim ile değişebileceği düşünülür(Şahit olmadım ancak:).

Benimsersin, kabullenirsin, ergenlik çağında üzerinden atmak istersin bazen, takma isimler kullanmaya çalışırsın.
Ancak o senin en eski sahip olduğun şeydir.
Onu kaybedemezsin, atamazsın…
Gerçi neden kurtulmak isteyesin ki?
Herkese onu göstermez misin? İsmini bilenlere daha özen gösterirsin…

Gün gelir o yine hatırlatır seni insanlara. “Ahmet’i nasıl hatırlamazsın derler, liseden hani….”

Senin değerini gösterir ismin.
Ve insanlara verdiğin değeri gösterir.
Konuşma içerisinde ismi ile hitapta bulunduğunda dikkatini çekersin o insanın…
Hatta sevdiğini söylerken bile sana ön ayak olur o kişinin ismi…
İsimler önemlidir. Tıpkı insanların önemli oldukları gibi….

“Yıllar geçti almadım ismini ağzıma ancak atamadım aklımdan hala…”

>Pardus günleri iyiye gidiy…

>

Pek çok arkadaş bu iyiye gidiy muhabbetini merak ediyor(Saçma buluyor olabilir). Şu video linki ile muhabbeti bilmeyenleri bilgilendirmek isterim.

http://www.youtube.com/watch?v=Eciwebcba48

Peki pardus günlerinde ilk gün geçti. Güzel bir kalabalık vardı, Pardus standı etrafında kalabalık yogun olarak gözledim(Bir grup şeker ve katalog alarak geçti).

Stand etrafında gezindim, birilerin fotoğraf makinasını ele geçirdiğimde bir kaç poz çektim. Kendi adıma zevkli bir gündü. Seminerlerde gözlemlediğim birşey ise sorular sorulmasıydı. Bu da daha ilgili bir topluluk olduğunu gözlemledim.

Yarın 12.40 sunumumuz var herkesi bekleriz. Umarım terletecek sorular sorulmaz 🙂

>1 şubat

>

Uzun çalışmamız ürünü olan pardus kurumsal 2 64 bit pardus alfa sürümü çıktı. Uzun günler boyunca çalıştık, sorun çözdük hep beraber(Pardus ekibine yardımları için çok teşekkür ederiz) ve ilk kurulan cd’miz artık hazır. Tabi ki içerisinde hatalar olabilir sonuçta alfa sürümü 😉 Hataları bildirmekten çekinmeyiniz, yardım etmekten ise hiç çekinmenize gerek yok tabi ki.

Bu sürüm’ü kuracak ve kullanacak olan tüm arkadaşlara sesleniyorum, güle güle kullanın. Çalışmaya devam edeceğiz yakından takip ediniz;)

ps: bir iki link vermeden bu yazıyı sonlandırmak gereksiz olacağı için,

Şurada ilk alfa sürümümüz : http://members.comu.edu.tr/nyucel/Pardus-C2-x86_64-alfa.iso
Burada da depomuz : http://x86-64.comu.edu.tr/pisi-index.xml.bz2
Bu da sha1sum’ı tabiki : http://members.comu.edu.tr/nyucel/Pardus-C2-x86_64-alfa.iso.SHA1SUM

>BuildFarm

>

Build farm hakkında bir ufak çaplı bir yazmıştım ancak kaza sonucu yok olunca kısa ve öz bir şekilde build farmdan bahsetmeyi daha doğru buldum.

Buildfarm bizim elimizle yaptığımız paket derlemeyi otomatikleştirmeye yarayan bir buluş diye adlandırabiliriz. Kendisini doğru yapılandırınca, verilen xml’lerin paketlerini yapıyor, svn’de paketlerde bir değişiklik oluştuğunda haberdar olup onların paketlerini yapıyor, şu paketleri yapmaya başlıyorum, şu paketleri bitirdim ve şu paketlerde sorunlar yaşadım diye mail atıyor. Yapamadığı paketleri de bekletiyor…

Peki çalışır hale nasıl getirilir?

Başlangıçta svndeki son revizyonunda bir takım sorunlar var. Pardus ekibinden yeniden yazıldığı hakkında bilgi aldım. O yüzden sayın Türker Sezer ile konuşmamdan sonra açıklayıcı bilgilerinin ışında revizyon 24480 kullanmaya başladım(Ve onu anlatacağım).

Teknik olarak buildfarm pisinin yapacağı birşeyi yapmıyor. Bizim ile pisi arasında duruyor diyebilirim. Biz buildfarm’a toplu görevler veriyoruz, o da pisiye sırası ile iletiyor, oluşan paketleri bir yere topluyor ve index oluşturuyor(wrapper olarak kullanılıyor yani). Hayat kurtarıyor bile diyebilirim.

İki şeye ihtiyacımız olacak başlangıç olarak;
– buildfarm kaynak kodlarına,
– Buildfarm’a verilecek olan paketlerin pspec.xml ve actions.py içeren havuzu(repository).(Birde pardus’a tabiki)

İlk olarak /root un içerisine indirmemenizi tavsiye ediyorum. Çünkü disk dolsa bile root için ufak bir alanın kalması gerektiği ve böylece sisteme müdahale edebilme imkiyanının bulunabilmesi için…

Örnek olsun diye ben /hede diye bir dizin açtım kabul edelim.

ilk olarak;

# cd /hede
# svn co -r 24480 http://svn.pardus.org.tr/uludag/trunk/buildfarm

Bu sayede build farm kaynak kodlarını sistemimize indirmiş bulunuyoruz.

# svn co http://svn.pardus.org.tr/pardus/2009/devel

Bu sayede havuzu /hede dizinimize indirmiş bulunuyoruz. Bu havuzun svn yapısı ile tutulması buildfarm içinde gereklidir çünkü kendisi bu havuzdaki güncellemeleri kontrol edebiliyor. Böylece kendisine bunları ekledim, bi zahmet yapı ver dememize gerek kalmıyor.

# cd /hede/buildfarm

Bu dizinde bulunan config.py python kodunu düzenleyerek buildfarm’ı çalışır hale getireceğiz(python bilmenize gerek yok bunun için).

localPspecRepo = “/hede/2009/devel” -> Burada indirmiş olduğumuz paket havuzumuzun yolunu gösteriyoruz. Böylece buildfarm ne üzerinde çalışacağını öğreniyor.

logFile = “/var/cache/pisi/buildfarm.log” -> Buildfarm’ın temel loglarının bulunacağı dosyayı belirtiyoruz.

outputDir = “/var/cache/pisi/buildlogs/” -> Yapılmaya çalışılan paketler ile ilgili logların tutulacağı dizini belirtiyoruz.

binaryPath = “/var/cache/pisi/packages/” -> Oluşan paketlerin koyulacağı dizin

testPath = “/var/cache/pisi/packages-test/” -> Build farm’ın kendi oluşturduğu paketlerin dizini

debugSupport = False

debugPath = “/var/cache/pisi/packages-debug/”

ignoreCheck = True -> Actions.py’lerde check kısımlarının geçilmesini sağlar. Pek çok pakette bu testler düzgün yapılamadığı için ön tanımlu true gelir.

sendEmail = True -> Yaptıklarını bize haber verecek olan güzel teknoloji.

mailFrom = “buildfarm@pardus.org.tr” -> Gönderilecek mail’de kimden gelmiş kısmı

announceAddr = “buildfarm@pardus.org.tr” ->

ccList = [“buildfarm@pardus.org.tr”] -> Kime ek olarak gönderilecek

smtpServer = “mail.pardus.org.tr” -> Smtp servisi veren ve mail’in gönderileceği sunucu

useSmtpAuth = True -> Smtp gönderirken kimlik kanıtlaması yapılacağını belirtiyor.

generateDelta = True -> Hayatı kolaylaştıran delta paketlerin yapılacağını belirtiyor.

deltaBlacklist = [] -> Bu liste ise delta paketlerinin yapılmaması gereken paketlerin isimleri yazılması gerekiyor.

Şimdi bir adet mailauth.py diye dosya oluşturuyoruz. Çünkü mail gönderirken hangi kullanıcı ve parolası ile göndereceğini buraya bakarak söyleyecek. İçerisine

username = “hede@hodu.org.tr”
password = “xxxxxxxxxxxxxxxx”

yazılması yeterli. Çalıştırırken ilk olarak repomanager.py çalıştırılması daha sonra ise main.py çalıştırılması gerekmektededir.

Buildfarm çalıştıktan sonra /var/pisi altında iki tane dosya oluşacak;

workQueue, -> Burada yapılacak olan paketlerin pspec.xml’lerinin tam yolları yazılıyor,
waitQueue -> Burada ise yapılmasında bir sorun oluşmuş paketlerin bir sonraki çalışmada yeniden yapılabilmesi için sırada beklemeleri için tam yolları yazılı.

Ek olarak da /etc/pisi/pisi.conf’da bir kaç düzenlemeyle daha hızlı bir buildfarm elde edebiliriz;

[build]
buildhelper = ccache -> Bu seçenek derleme yaparken ccache paketinden yardım alır. Daha hızlı bir derleme oluşur.

buildno = True -> Bu seçenek ile aynı sürümden iki paketin çakışması engellenir.

cflags = -mtune=generic -march=i686 -O2 -pipe -fomit-frame-pointer -fstack-protector -D_FORTIFY_SOURCE=2 -g3 -ggdb -> Sona gelen -g3 -ggdb ile debug parametresi verilmiş olur. Oluşan hatalarda daha anlaşışır çıktılar gözlemlenebilir.

compressionlevel = 9 -> Paketlerdeki sıkıştırma oranını arttırır. Ancak sistemin canına okur.

cxxflags = -mtune=generic -march=i686 -O2 -pipe -fomit-frame-pointer -fstack-protector -D_FORTIFY_SOURCE=2 -g3 -ggdb -> Sona gelen -g3 -ggdb ile debug parametresi verilmiş olur. Oluşan hatalarda daha anlaşı
şır çıktılar gözlemlenebilir

enableSandbox = True -> Paket derlenirken temel sisteme erişim kontorlü yapmasını sağlar.

fallback = ftp://ftp.pardus.org.tr/pub/source/2009 -> Paketin kaynak kodunun adresi cevap vermiyorsa buradan indirmeye çalış.

generateDebug = True ->

host = i686-pc-linux-gnu -> Üzerinde bulunan gcc’nin hangi mimari için derlendiği(biraz karışık oldu galiba 🙂

jobs = -j5 -> Yapılan derleme işleminin paralelleştirilme sayısı(çekirdek sayısı +1 diye hesaplayabiliriz.)

ldflags = -Wl,-O1 -Wl,-z,relro -Wl,–hash-style=gnu -Wl,–as-needed -Wl,–sort-common -> Dinamik kütüphaneler için gerekli bayraklar.

Not: Buildfarm kurarken kullandığınız dağıtımın o sürümünün havuzunu almaya dikkat ediniz(2008 üzerinde 2009 buildfarm’ı mantıklı değil;)

>Muzik hakkında…

>

Bu zaman dilimi çoğu üniversitede olduğu gibi bir final haftası yaşanıyor. Pek çok öğrenci gibi bu final haftası benimde hayatla olan bağımı koparmaya yeterli oluyor. Ve can sıkıcı final haftası sırasında ders başındayken en ufak şey dikkatini dağıtabilme oranı yüksek olur(En azından benim öyle). Benim en çok da paylaşılan videolar dikkatimi dağıtıyor. Ancak daha önce ismini duymadığım güzel gruplar buluyorum bu sıkıntı anında. Bunlardan birisinden bahsetmek istiyorum. Kendilerine “Kaçak” ismi vermiş bir grup. İsyankar bir müzik tarzı ile beni etkilediler(artık bunalım müziklerden sıkıldım galiba…).

Şu video klipleri ile kendilerine büyük bir sevgi beslediğimi belirtmek isterim.

İlk izlediğimde vay be dedim. Arada böyle olup sağı solu dağıtmak istemek bizimde hakkımız olduğunu hissettiriyor… Hayatının akışını bir kaç dakikalık şarkının değiştirebilmesi de ayrı bir konudur. Bunun sebebi değişkenliği artmış ruh halimizden mi yoksa müziğin kalitesinden mi kaynaklandığını düşünmeden edemiyorum. Sonuçta kendi kararlarımızı düzgün verebileceğimizi, düşüncemizi hiçbir şeyden etkilemeden verdiğimizi düşünüyoruz. Ancak bir kaç dakikalık müzik, bir resim, uzaktan gördüğümüz bir tanıdık bile bu kadar çabuk değiştirebiliyorken nasıl gerçek kararlar verebiliriz ki?…

Not: kadir has üniversitesinde çekilen pump-it gerçekten insanı kendinden geçiriyor. Yapımda emeği geçen herkesi kutluyorum…

>Dayanılmaz sona yaklaşırken…

>

Başlıktan pek bir şey anlaşılmasa da son gelişmeler hakkında ekipteki herkes bir şeyler yazdı.[0][1][2] Bu konu hakkında bir iki satır karalama ihtiyacı hissettim bende.

Uzun bir süredir sıkı çalıştığımızı bilmeyen kalmadı herhalde ancak meyvelerini toplamaya başladık. İlk meyve olarak chroot olduğumuz zaman aldık(Ekip dışında bulunanları pek az tat veren ilk meyveydi. Ekip içinde ise ufak bir kutlama havası esmişti). Daha sonra pisi’yi ayağa kaldırdığımızda aldığımız meyve çok tatlıydı(özellikle pisinin yapması gereken her şeyi ellerimizle yapan bizler için. Ekip dışına da tat veren bir meyveydi bu). Daha sonra boot edebilmemiz, şimdi bir masa üstü ortamımız var (en çok sevinen de herhalde links ile pek haşır neşir olan metin oldu diye biliyorum.) Şimdi ise kurulan bir cd için çabalıyoruz. Onu yaptığımızda öncekiler gibi yine çok çalışmanın bir meyvesi ancak hem ekibe hemde Pardus’a gönül verenlere de tat vereceğini düşünüyorum. Bu meyveyi paylaşmaya açığız… Çünkü paylaştıkça artar diye düşünüyoruz.

ps: Daha teknik konularda yazıları [3] wiki sayfamızda bulabilirsiniz…

[0] http://m-akdere.blogspot.com/2009/12/ve-pardus64-uzerinde-masaustu-ortam.html
[1] http://nyucel.blogspot.com/2009/12/64-bit-kurulan-cd-icin-eksik-paket.html
[2] http://meltemparmaksiz.blogspot.com/2010/01/kurulan-cdye-bir-adm-kala.html
[3] http://tr.pardus-wiki.org/Pardus%27un_X86_64-64_Mimarisine_Port_Edilmesi

>Hayat?

>

Uzun bir süredir sadece yaşamaya devam ettiğimi fark ettim birden. Eee başka ne yapacaktın ki diyenler olabilir… Ancak hayat sadece nefes almak(vermek), yemek yemek, okula gidip gelmek olmadığını düşünüyorum. Biraz müzik dinlemek(anlamlı şekilde, tabiri caiz ise hissederek…), eğlenmek, düşünmek, düşünce yürütmek, problem çözmek, kitap okumak vs…

Hayatta olduğunu fark etmek ve az da olsa bir farklılık yaratmak gereği hissediyorum son zamanlarda… Yoksa bu tembelliğin içerisinde boğulup gideceğim ve bu arzularımı kaybedeceğim.

En azından artık daha fazla hayat ile alakalı şeyler okumaya çalışıyorum. Bir kaç tane blog takip ediyorum mesleğim ile alakalı olmayan… Hayata bakış, insanlara bakış… Ancak hayatta sadece okul yada iş olmadığını ve insanın düşünen ve devamlı düşünmeyi isteyen bir varlık olduğu düşünüyorum….

Takip ettiğim bloglar:
http://herbokubilenadam.blogspot.com/
http://sokratesya.blogspot.com/

>64 bit geliyor mu ne?

>

Necdet hocam’ın da yazdığı gibi rootfs yakında yayınlanacak. Bir çok kişinin büyük merakla beklediğini hepimiz biliyoruz. Ancak rootfs sürecinde sadece konsol ekranı olan bir sistem olacak. Bu yüzden gerçekten ne yapacağını bilen arkadaşların rootfs’i denemesini öneriyoruz. Diğer arkadaşların ise bir süre daha sabretmesini içten arzuluyorum.

Diğer arkadaşlara ise rootfs ile iyi eğlenceler diliyorum. Umarım bunun 3 üniversite son sınıf öğrencisinin uzun süreler boyunca çalışarak meydana getirdiği bir sürüm olduğunu unutmazsınız.

Artık bizler daha çok çalışarak alfa için daha uzun bir mesafeyi kat etmemiz gerekiyor. Bize yardımcı olanlara şimdiden teşekkür ederiz.

Not: gelişmeler için bizi takip edin(Necdet Yucel, Metin Akdere, Meltem Parmaksız, wiki).